SÜPER TEKLİF'E ÜYE OL SENDE KAZAN!
HER TÜRLÜ ÖRGÜ SİPARİŞ ALINIR
MySpace

MySpace

SİPARİŞ VERMEK İÇİN semyil26@mynet.com ADRESİNE MAİL ATABİLİRSİNİZ
Google
www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

Tanım

derya baykal örgüleri, derya baykal modelleri, örgü, bebek örgüleri, bebek yeleği, bebek hırkası, bebek patiği, kulaklı şapka, şapka, bere,baby knitting,hamurişleri, yemek, bebek şekerleri, mevlüt şekerleri, mevlit şekeri, online satış, sipariş örgü, sipariş alınır, tatlı, pasta, hırka, dantel, havlu kenarı,kurdele nakışı,kurdele nakışlı havlu, kurdele nakışlı cüzdan, kurdele nakışlı çanta, kurdele nakışlı bohça, kurdele nakışlı örtüler, patchwork, kırkyama, çantalar, uyku tulumu, bebek battaniyesi, örgü b


Kategoriler


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
*

ARKADAŞLARIM


* Sevilayca
* ozdamar
* gazeellem
* orgusepeti
* aytence
* knitting
* leziz
* cisil2006
* elele
* goznuru
* seruz
* hayatsu
* serapla
* fatogelin
* illedeyemek
* yurdanur45
* bizden
* fidelya
* eminedantelorgu
* nefci
* hilalincicekleri
* edaca
* maviay12
* orguhazinem
* modelevi
* alpkaytan
* illede
* milaca
* orgucafe
* meeluu
* mutfaktayim
* sedahobi
* camurlueller
* mamila
* versatile
* hunerlieller
* ellerefidanboylumellere
* egaydin82
* evekonomisti
* biryudumhobi
* oguzhan98
* almulaca
* hulyalihayat
* beydabeyda
* ayse26
* yemekbulteni
* kizlariminnakislari
* nalish
* ornekci
* makhina
* ngumus78
* handworks
* nazengul
* ekke
* maviboncukhobi
* blogcuabla
* hersey07
* eylosdantel1982
* dantelcafe
* argira
* pembelila
* satiyorum saaattim
* alacahasret
* gulsun35
* asude42
* gmzorgu
* puzzleci
* yavuzdursun
* ayseacar
* zeynepustun
* zehrapelin
* sumeyye2
* sumeyye3
* magicdesignhayaleturet
* orgucuteyze
* turkeyholiday
* creen
* gul1973
* sevgikelebegim1
* altinkizlar
* sudenaz07
* demetinevi
* goenuelbahcesi
* yeteneklerimm
* senaz
* tigcanavari
* defnehobi
* neslihobi
* adanzeye
* sados
* mitsuko
* sudenaz48
* iremnur32
* laylaa73
* baharhabercisiyim
* hatice
* sevinc
* sevgi
* pofidikyumaklar
* gunesisitiyor
* seda
* ayşegül
* cahideninelleri
* orgucantam
Google Pagerank Checker
Genel Genel

Ödüllü BloglarYarisiyor.Com Kampanyasina Katılmak Ücretsiz, Haydi Durma!!!

myspace


Cursors


Cursors

ANNE KİMDİR

BLOGCUDAKİ İLK ARKADAŞIMIN www.sevilayca.blogcu.com 
GÖNDERDİĞİ BİR MAİL 'ANNE KİMDİR DİYE' KENDİSİDE ŞU ANDA İKİZ BEBEK ANNESİ YAZI ÇOK HOŞUMA GİTTİ BENDE BLOĞUMDA YAYINLAMAK İSTEDİM


Merhaba : '' KADININI EĞİTEMEYEN TOPLUM ÇOÇUĞUNU DA EĞİTEMEZ ''
 
Sevgili annelere TAKDİRLE , SAYGIYLA , MİNNETLE  sunuyorum ...
 
ANNE KİMDİR / NEDİR? Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar  olur, tam tarif !!!
 
- ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan
tek  insandır.
- Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir!
- Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir türdür,
- Yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,
- Meleğin süt verebilenidir.
- Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır .
- Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir,
- Kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa
da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir,
- Bulaşık,  ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir .
- Yemek , uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir, 
- Yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir,
- Dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir,
- Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, 'amaaan ben sana daha güzelini  bulurum' diyebilen komik bir karakterdir.
- AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel
kokan, harikulade bir varlıktır ,
- Olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen seni!' diyen ve benim hatırıma benimle SAGOPA KAJMER dinleyen bir sabır
ağacıdır,
- Evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan
güç abidesidir
- Evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan,
- Temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır,
- Mutfakta yaşayan,evde herkesi idare eden bir tür canlıdır.
- Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz melektir !!
- Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu
görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl buna benzer bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır,
- Uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla
vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen,
- Evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği,
- Islak - kuru ama heeeep duygulu


Tarih: 08:51, 16/1/2009 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

ANNE BABAMA MEKTUP

ANNE BABAMA MEKTUP
BEN GENCİM

Ben gencim, bana bir şeyler oluyor. Boyum büyüyor, gelişiyorum, boyumun büyüdüğü tepeden bakınca her şey değişik görünüyor. Kabıma sığmamaya başladım. Duygularım boyumdan da hızlı büyüyor, dur durak bilmeden koşuyor ve daldan dala konuyor.'Babam annem çok cahil, kimse bir şey bilmiyor ve ben aslında çok şey biliyorum oysa kimse beni dinlemiyor ve anlamıyor' gibi geliyor bana.

Ben gencim, evet kabıma sığamıyorum, kendime yeni bir duruş, yeni bir tarz oluşturma ihtiyacındayım. Evde duramıyorum. Arkadaşlarım benim her şeyimmiş gibi geliyor. Onlarla gece gündüz otursam, konuşsak, hayal kursak, çocuklar gibi koşup zıplasak ve kimse bana karışmasa istiyorum. 'Boyun büyüdü, koca adam oldun' diyorlar bana, oysa içimdeki çocuk hâlâ at koşturuyor. Tabi ki boyum kadar olgunlaşacağım fakat zamanla.

Siz büyükler ne kadar sabırsız ve acelecisiniz farkındamısınız? Söylediğiniz her şey ters geliyor bana, ne zaman itiraz penceresinden uzansa cümlelerim, tenkit ve azarlama soğuğunda kırağı çalıyor filizlerimi. 'Sen de kimsin ki, nasıl büyüklerinle böyle konuşursun.' deyip susturuyorsunuz. Oysa siz büyükler onaylamadığınız bir durumla karşılaştığınızda, 'Aman incinmesin' ya da 'ayıp olur' veya 'el ne der' diye, çoğunlukla susuyor, yüzlerine karşı onaylıyor daha sonra da, ya arkalarından konuşuyor veya içinize atıp, bir süre sonra patlayacak kadar biriktiriyorsunuz.

Ben ise şimdi yanlış olsa bile sizinle açık açık konuşmak istiyorum fakat bu seferde beni dinlemeye tahammül edemiyor ve beni hemen susturuyorsunuz. Şimdi size soruyorum, nasıl doğru konuşulur, nasıl itiraz edilir, ne zaman ve nasıl hakkımı koruyabilirim? Bunu bana siz öğretmezseniz kim öğretecek? Beni sürekli susturur ve bastırırsanız bende size benzerim, ve fakat size benzemek istediğimi kim söyledi?

Ben gencim, bırakın itiraz edeyim, bırakın eleştireyim, biraz idare edin ne olur? Çalkalanıyorum hayat denizinin dalgalarında. Nasıl olursam kendim olurum bilmiyorum. Sürekli itirazları bastırılanlar, hayatta da itiraz etmeyi unutuyor, kendinize bakın beni daha iyi anlarsınız. Şimdi itirazlarım anlamsız olabilir fakat zamanla bu da oturacak. Bazen saçmaladığımın farkındayım fakat engel olamıyorum. Bazen duymazdan, bazen görmezden geliverin, bazen susuverin ne olur?

Ben gencim, nasıl durursam, nasıl bakarsam daha alımlı, daha güzel ya da yakışıklı olurum bilmiyorum, deniyorum. Diken gibi saçlarla ilgi toplar mıyım acaba. Ya da bende nasıl duruyor şöyle bol, düşecek gibi duran pantolonlar. Bunların hepsi bana yabancı ve zor geliyor aslında, fakat arkadaşlarımdan ayrı düşmek ve onlardan farklı olmak istemiyorum. Her yaptıkları bana güzel geliyor, onlar gibi olmazsam bana ilgi göstermezler ve yanlarında küçük düşerim, belki de dışlarlar diye korkuyorum. Onlara benzediğimde kendimi daha güçlü ve güvenli hissediyorum.

Ben gencim, anne babacığım beni bu halimle sevmenizi o kadar çok istiyorum ki. Ne olur azıcık geç kalsam, ne olur ben de yetişkin gibi muamele görsem, ne olur eve girer girmez eleştiri okları üzerime yağmasa ve gönlüm yaralanmasa. Eve girdiğimde asık yüzlerinizle karşılaşmak bazen bir kâbus gibi beni korkutuyor.

Ben gencim, tamam siz de anne-babasınız, elbette sınır koyacaksınız ve benim bilmediğim tehlikelere karşı beni uyaracaksınız fakat sizi dinleyebilmem ve görebilmem için benim seviyemde ve benim kulvarımda bulunup elimden tutmalı ve sevgiyle gözlerime bakmalısınız. Hiçbir şeyimi ve hiçbir yaptığımı beğenmeyince, kendimi işe yaramaz ve değersiz birisi gibi hissediyorum. O zamanda kendime güvenim azalıyor, moralim bozuluyor ve gerginleşiyorum.Nadiren söylediğiniz o 'seni elbette seviyoruz' sözü ise yakınımdan bile geçmiyor, çünkü yakınlarımda bana sürekli iğne gibi batan ve sizden uzaklaştıran tenkit edici, aşağılayıcı sözleriniz var.

Ben gencim, hayata, kendime ait pencereden bakmak istiyorum. Sizin pencerenizden bakmamı istemeyin benden. Tamamen başı boş bırakmanız da işime gelmez. Sevin, koruyun fakat o koruma ipini boynumdan çıkarın ki beni boğmasın. Beni sürekli korumanıza, benim adıma düşünmenize değil, benim düşünmemi sağlamanıza ihtiyacım var. Bazen öyle oluyor ki, o tenkitlerinizi ve aşağılayan cümlelerinizi duymamak için eve bile gelmek istemiyorum. Size hep karşı çıkıyor ve hiçbir şeyi kabul etmiyor gibi görünsem de, içimde size karşı çok büyük sevgi ve ihtiyaç var. Sizin şartsız sevgi ve güveniniz benim sıçrama tahtam gibi. Siz benim gerçeği görmemi şefkatli sözlerle sağlayın ve bana şartsız saygı duyun ve zaman tanıyın.

Bana verdiğiniz bütün o güzel sözlerin hepsi zihnimde fakat ben daha iç dünyamın dalgalanmasını durduramadığım için sanki hiç söylenmemiş ve beni etkilememiş gibi görünüyor olabilir. Siz bu şaşırtıcı görüntüye inanmayın. Hiçbirinin boşa gitmediğini göreceksiniz. Yeter ki, ben dalgalarla boğuşurken elimi bırakmayın. Sizden koparsam ya boğulur giderim ya da başka sahillerde gözümü açabilirim.

Ben gencim, duygularımı ve aklımı siz beslemezseniz, ben başka beslenme kaynağı bulmak zorunda kalabilirim. Benim odama, giysilerime karışmayın. Sadece olması gerekeni söyleyin bırakın. Ben evime içim rahat olarak rahat gidip gelebilmeliyim. Beni hep seveceğinizi ve hiç yalnız bırakmayacağınızı bilmeme her zamankinden çok ihtiyacım var.Hele arkadaşlarımı hiç eleştirmeyin. Onlar benim en önemli desteğim. Onlarsız kalırsam yıkılırım. Ufak tefek yanlışlarıma göz yumun. Mükemmeliyetçi olduğunuzda, hiç beğenmeyip daha iyisini yapmamı beklediğinizde ümitsizliğe düşer, hiçten her şeyi bırakabilirim.

İçimde çok git gel ler yaşıyorum. Neyi istediğimi, neyi sevdiğimi, hangisinin doğru olduğunu çoğu zaman karıştırıyorum. Düşünmeye ve bulmaya ihtiyacım. Bu zamana kadar ki bana verdiklerinizle hareket ediyor zihnim. Daha çok kavgalarınız ve eleştirileriniz kalıcı olmuş. Siz huzurlu ve mutlu olduğunuzda kendimi çok daha güçlü ve zorluklarla mücadele edebilecek yetenekte görüyorum. Siz kavga edip huzursuzluk yaşadığınızda, ayağımın altındaki zemin kayıyor gibi hissediyorum.

Ben gencim, yüzümdeki bir sivilce beni allak bullak ettiğinde ve ayna ile sıkı fıkı olduğumda o beni küçümsemeniz ve anlamamanız var ya, çok canımı acıtıyor. Odamdaki resimler ve dağınıklık korkutmasın sizi. Kafamın içi dağınık da ondan böyle. Siz aslında arada sırada benim size yaklaştığımı ve şirinleştiğimi fark edemeyecek kadar yanlışlarıma takılısınız. O dönemlerimi bir yakalayabilseniz ve beni anlamaya çalışsanız, iki taraf da çok mutlu olabilir inanın.

Ben gencim, arkadaşlarımla tanışın, eve çağırın ve onları benim gözlerimle görmeye çalışın, nasihatleri hiç dinlemediğimizi gördüğünüz halde, devam etmenize şaşırıyorum. Elâlemin sözüne çok bakıyorsunuz. 'aaaaaa çok yüz veriyorsun, bu kıyafette ne böyle?sizin delikanlı saçlarını mı uzatmış öyle ya da kızınızın üstündekilerde ne öyle, ne olacak, zamane çocukları, bana göre hiç yakışmamış. Şimdiden bu kadar yüz verirseniz daha sonra hiç başa çıkamazsınız.' gibi sözler sizi ne çabuk etkiliyor? Onları dinlediğiniz kadar beni dinleseniz daha kolay anlaşırız. Alınmayın ama anne-babacığım, hiç benim sorunlarım ve ihtiyaçlarım hakkında kitap okudunuz mu? Hayır ya da evet derken neye göre diyorsunuz? 'Acaba biz nasıl davranırsak doğru olur' sorusu var mı zihninizde? Eğer yoksa Allah iki tarafında yardımcısı olsun, demek ki daha çok düşüp kalkacağız ve çok yara alacağız. Çünkü, 'Bilmeyen el hüner üretmez.' demiş büyükler. Bildiklerinin ve yaptıklarının tamamının doğru olduğunu düşünmek kadar tehlikeli bir şey yoktur.

Ben gencim, bir gün öfkemin rengi gözlerime vurduğunda, 'Sizden nefret ediyorum, bu evde yaşanmaz' deyip kapıyı çarpıp çıktığımda, bunu söyleyen dilim ve giden sadece bedenim, kalbim ise sizin yanınızda atıyor olacak inanın. Ben sağa sola zikzaklar çizerken kimi zaman dibe çökersem, iyi arkadaşlar, verdiğiniz güven ve sabrınız, benim en iyi ilacım olacaktır. Unutmayın, kanımın deli deli aktığı bu zamanlarda beni idare etmenize ihtiyacım var.

Ben gencim, taktire, teşekküre ve azda olsa başardığım şeyleri bilmeye hava kadar ihtiyacım var. Siz benim yanımda mısınız karşımda mısınız, sözlerinizin renginden ve gözlerinizin mesajından derhal anlaşılıyor. Yanımda olmanız size olan bağlılığımı artırıyor. Nereye güçlü bir bağ ile bağlansam, orada kalmaya müsaitim. Ben size bağlanmak ve sizinle kalmak istiyorum. Bana bu fırsatı verin olurmu?

Ben gencim, bazen sizinle ve akrabalarımla birlikte görünmek bile istemiyorum. Bu geçici, ne olur beni anlayın. Sizin yapamadıklarınızı yapmam ya da yaptığınız yanlışları yapmamam için gözünüzün üzerimde olması beni boğuyor. 'Yapma yapma' diye sürekli söylediğiniz şeyler daha kalıcı oluyor, farkında değilsiniz. Benim yapmamam gerekenlerden ziyade yapmam gerekenleri bilmeye ihtiyacım var. Beni kendinizle ve başkalarıyla mukayese ediyorsunuz, ben de sizi başka anne babalarla mukayese etsem hoşunuza gidermi?

Ben gencim, sanki siz her yaptığınızı doğru görüyor ve hiç beni kale almıyor, adam yerine koymuyorsunuz gibi hissediyorum. Bu da benim size yakınlaşmamı engelliyor.

Biliyorum geçecek bu zikzaklar, her gecenin sabahının olduğundan, her fırtınanın durulduğundan ve her kışın bir baharının olduğundan biliyorum. Kuşluk vakti yakın anne ve babacığım. Az daha sabır lütfen, beni olgunlaştıracak kontrollü serbestlik ve değerlerinizi gün ışığı niyetine bekliyorum. Sizi seven ve anlayan ve fakat daha çok da anlaşılmayı bekleyen genç bir çocuğunuz var, zor da olsa realitemiz bu.

Ben gencim, her şeye rağmen siz dünyanın en iyi anne babalarısınız. Bizlere rağmen gene iyisiniz, sizleri çok seviyorum. Yakında fazlasıyla geri ödeme yapmak kaydıyla gönül hesabıma karşılıksız saygı, güven ve sevgi yatırılmasını acilen talep ediyorum. Sizi ömür boyu gönlünde yaşatacak, baş tacı yapacak, sözlerinizi dinleyecek, sizinle ilgilenecek ve fakat kumandasını size asla vermeyecek olan ve duanıza muhtaç genç çocuğunuz.

*Bu yazı Saliha Erdim'in Hanımefendi Dergisi Ağustos 2007 sayısındaki yazısıdır

Bu yazı www.annenotlari.com sitesinden alınmıştır


Tarih: 22:42, 15/10/2008 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

KAYITSIZ SEVGİ

 

KAYITSIZ SEVGİ

 

Vietnam'da savaştıktan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır.
 San Francisco'dan ailesini aradı
-Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden birşey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum.
-Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz,
diye cevapladılar..
Oğulları,
-Bilmeniz gereken birşey var
diye devam etti.
-Arkadaşım savaşta ağır yaralandı. Bir mayına bastı ve bir koluyla ayağını kaybetti. Gidecek
hiçbir yeri yok, ve onun gelip bizimle kalmasını istiyorum.
-Bunu duyduğuma üzüldüm oğlum. Belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabiliriz.
-Hayır. Anne, baba, onun bizimle yaşamasını istiyorum.
-Oğlum,
dedi babası,
-Bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Bizim kendi hayatımız var, ve
bunun gibi birşeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır.
 
Oğlu o anda telefonu kapattı.
Ailesi ondan bir süre haber alamadı. Ama birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne-baba hemen San Francisco'ysa uçtular ve Oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar, ve bilmedikleri birşey daha öğrenince dehşete düştüler: Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardı.
Bu hikayedeki aile de bir çoğumuz gibi. Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay, ama bize rahatsızlık veren yada yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz. Bizim kadar sağlıklı, Güzel yada akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz. Neyse ki, bize bu şekilde davranmayan biri var. Biz ne kadar bozulmuş olursak olalım, bizi sonsuz ailesinin yanına çağıran şartsız sevgiyle seven biri.


Tarih: 11:30, 27/2/2008 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

MUTLU YILLAR


Tarih: 10:31, 31/12/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

KAHVE TANELERİ

                KAHVE TANELERİ

 

    Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. “Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum” demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı “Olur” demiş çekine çekine.

    Baba ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş hepsini  suyla doldurup üçününde  altını yakmış

“Şimdi istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba, iki kavrulmamış kahve çekirdeğinide üçüncü kaba koymuş her üçünüde yirmi dakika süreyle kaynatmış daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu yemek masasında üç tabak duruyormuş kaplarda kaynayan havuçları,yumurtaları ve kavrulmamış kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş sonra oğluna dönüp sormuş “Ne görüyorsun?” oğlu düşünürken açıklamaya başlamış “Havuçlar kaynadıkça aslını kaybedip yumuşamış, yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama  içleri katılaşmış, kahve taneleri ise olduğu gibi duruyorlar başta neyseler sonunda da öyleler” sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş “evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır aşksız bir evlilikte her iki eşte şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etselerde şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar birbirinden uzaklaşırlar aşkında şefkatinde olduğu bir evlilikte ise şartlar ne olursa olsun eşler şu kahve taneleri gibi birbirinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları  gibi onlarda birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler “

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu “asıl ders bu değil” dedi baba oğlunun elinden tuttu ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi “havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak ikisindede bir tat yok “ kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı mis gibi taze kahve kokuyordu fincanı oğluna uzattı” içmek istersin herhalde” dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü “kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuvada işte böyle olur mis gibi, temiz ve huzur verici herkesin fincanına koyup yudumlayabileceği taze kahve gibi. Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak, hayata kendi tatlarını , kokularını ve renklerini katmayı başarırlar

 

Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle


Tarih: 18:36, 5/9/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

GÖNÜL GÖZÜ

GÖRMEK İÇİN GÖZ ŞART DEĞİL


Adamın biri, ilk defa gittiği bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam. Bunların parktan değil de bir tek ağaçtan gelmediği ne malum?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsınız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyarsınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamayı çalışırken:
- Üç yıl önce kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki... Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden daha iyi gördüğün...


Tarih: 15:15, 5/7/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (14) | Yorum yaz | Bağlantı

GÖNÜL TATLISI

GÖNÜL TATLISI Yazdır E-posta
 
 
 

Çok güzel bir tatlı tarifi.Herkesin mutlaka tatmasını tavsiye ederiz.

 

Malzemesi: 

1 adet lekesiz gönül.

1 adet açık yürek.

500 gram güler yüz.

250 gram tatlı dil.

100 gram hürmet.

1 çorba kaşığı sevgi,

1 çay kaşığı hoşgörü.

1 su bardağı iyi niyet. 

1 tutam samimiyet.

1 Ölçek dürüstlük. 

Göz kararı saygı.

 

Hazırlanışı: 

Gönül'ü duygu taşına atıp güler yüz ile karıştır. 

Ağzında yumuşattığın tatlı dili üzerine ilave ederken, sevgi ve saygıyı ince ince üzerine ekle. Hürmet, iyi niyet ve hoşgörüden meydana gelen şurubu da buna kat.

 

Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek dürüstçe hayata diz ve yüreğinde pişmesini bekle. 

 

Yüreğinde pişirdiğin bu sevgi tatlısını karnın acıkınca değil,ruhun acıkınca ye. 

 

Ruhumuzun ihtiyacı insani güzel his ve duygulardır. Umarım onları koruyabilen insanlardan oluruz. 

 

Güler yüz ve Mutluluk sizlerle olsun.

 

WWW.MORELMAS.COM DAN ALINTIDIR


Tarih: 15:08, 21/5/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

KURABİYE HIRSIZI

 

 

KURABİYE HIRSIZI

 

Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında,
Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.
Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket
kurabiye alıp, buldu kendisine oturacak bir yer.

Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de
Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde
Aralarında duran paketten birer birer kurabiye
Aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de.

Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken,
Gözü saatteydi, "kurabiye hırsızı"yavaş yavaş
Tüketirken kurabiyelerini.
Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de
engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini.
Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydım,
Morartırdım şu adamın gözlerini!"

Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca
"Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine.
Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle
Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına.

Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve
"Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam,
Üstelik bir teşekkür bile etmiyor!"
Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında,

Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla.
Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına,
Dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı" na.
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna,
Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına.

Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla.
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!
Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer;
Ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!"
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle,
Kaba ve cüretkar olan,"kurabiye hırsızı"kendisiydi işte.

 

Valerie COX

 

 

WWW.BALCA.NET  TEN ALINTIDIR


Tarih: 20:11, 8/5/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

ZENGİNLİK, BAŞARI,SEVGİ

 

ZENGİNLİK, BAŞARI VE SEVGİ

 

Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının
karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı
görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine
davet etti; "Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de
kesinlikle acıkmış olmalısınız" dedi. "Lütfen içeri gelin,
size yiyecek birşeyler hazırlayayım."

Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde olup olmadığını sordu.
Kadın, eşinin biraz önce çıktığını, şu anda evde olmadığını
söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; "Eşiniz evde
değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz" dedi.

Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı
adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. "Senin evde
olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler" dedi.
Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince, kadının
eşi üzüldü. "Bir bakıversene dışarı" dedi. "Hâlâ
oradalarsa, şimdi davet edebilirsin eve."

Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki beyaz
sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. "Eşim geldi,
şimdi evde" dedi ve onlara davetini yineledi; "Yemeğimizi
birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?"

Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; "Biz
hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz" dedi ve kısa bir
duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; "Sağ
yanımdaki arkadaşımın adı: Zenginliktir. Bu yanımda
oturan arkadaşımın adı: Başarı, benim adım ise Sevgidir.

Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi,
kadına ilginç bir öneride bulundu: "Şimdi evinize gidin
ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın" dedi.
"İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize.
Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin,
sonra gelin, kararınızı bize bildirin."

Kadın, Sevginin önerisini eşine anlattığında, adam
sevinçten göklere fırladı. "Aman ne güzel, ne güzel" dedi.
"Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre,
biz de içlerinden Zenginliği davet ederiz ve
evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur."

Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi.
"Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş
olmaz mıyız, kocacığım?" dedi.

Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına,
içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri
olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi.
"En doğru karar, Sevgiyi davet etmek değil midir?" dedi. "Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak."

Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de
çok hoşlarına gitti. "Tamam, en doğru karar bu olacak"
dediler. Sevgiyi davet edelim..."

Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; "İçinizde hanginiz
Sevgi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun..."

Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı.
Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevginin arkasından,
onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın, büyük bir
şaşkınlık ve heyecan içinde, Zenginlikle Başarıya sordu:
"Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız Sevgiyi davet etmiştim."

Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler:
"Eğer içimizden yalnız Zenginliği ya da Başarıyı
davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda
bekleyecektik. Fakat siz Sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda
üçümüz birden gelmek zorundayız evinize."

Ve kadının "Niçin?" diye sormasını beklemeden,
Zenginlik ve Başarı sözlerini şöyle sürdürdüler:
"Çünkü Sevginin olduğu her yerde, biz Zenginlik
ve Başarı da her zaman, onun yanında oluruz.



Yazarı Bilinmiyor
www.balca.net


Tarih: 09:25, 5/5/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

SOL YANIM ACIYOR ANNE

 

 

 

SOL YANIM ACIYOR ANNE

   
 
 
Merhaba anne, yine ben geldim
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali “okula gitmezsem annem çok kızar merak eder”
demişti de onun için söylüyorum.

Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak,

sol elimde soğan dedirte dedirte

Öğretti sağımı solumu.

Ben biliyorum artık anne, sağım neresi solum neresi,

Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne…

Hani geçen geldiğimde, şuram acıyor, şuram işte demiştim de,

Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne,

Bak şimdi söylüyorum.

Şuram işte sol yanım çok acıyor anne,

Hem de her gün acıyor anne, her gün…

Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.

Elinden tutup okula getirdi.

Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi…

Bende ağladım… Ağladım işte utanmadım.

Öğretmen ne oldu dedi. Düştüm dizim çok acıyor dedim.

Yalan söyledim anne,

Dizim acımıyordu ama, sol yanım çok acıyordu anne!

Bu gün bende saçım örülsün istedim.

Babam ördü ama onunki gibi olmadı.

Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kızım dedi

Bari okula sen götür dedim.

Kızım iş dedi. Bende bana ne dedim ağladım.

Kızım ekmek dedi babam.

Sustum ama , okula giderken yine ağladım anne.

Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne…

Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.

Zeynep “annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş” dedi.

Babam hepsini birlikte yıkıyor,

babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?

Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.

Üzülmesin diye söylemiyorum ama,

Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.

E biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne,

Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi?

Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum.

Kim bozuyor toprağını, çiçeklerini kim koparıyor!

izin verme anne, ne olur toprağına el sürdürme!

Eve gidince aklıma geliyor, bide bunun için ağlıyorum anne.

Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.

Biliyor musun anne, her gelişimde aldığım topraklarını,

Şu kavanozda biriktirdim,

üzerine de resmini yapıştırıp baş ucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.

Kimseye söyleme ama anne, bazen de konuşuyorum onunla.

Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.

Ha unutmadan! Öğretmen yarın

anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.

Ben babama yazdıracağım,

Öğretmen anlarsa çok kızar ama, bana ne,

Kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasıl anlatacağım anne,

Senin adın geçince, sol yanım acıyor anne, Hiçbir şey yutamıyorum.

Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne.

Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp,

Mutlaka gel anne. Sen rüyama gelmeyince,

sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne

Sol yanım acıyor anne. İşte tam şurası,

Sol yanım… Çok acıyor anne.

Seni çok özledim, çok...anne...

 

Ayla AYDEMİR

BU ŞİİR www.morelmas.com SİTESİNDEN ALINMIŞTIR

ÇOK SEVDİĞİM BİR ŞİİR MORELMAS SİTESİNDE GÖRÜNCE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM OKURKEN GERÇEKTEN SOL YANI ACITAN BİR ŞİİR


Tarih: 14:38, 22/3/2007 Kategori: SIIR-HIKAYE
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

LinkBankasi.Net veya; LinkBankasi.Net Bloglar Alemi Blog Ekle GOOGLE KAYIT ile Sitenizi UÇURUN ... Hobidix - Hobi ve Elişi Dizini
Zirve100 Toplist
Erken Rezervasyon