24 08 2007

BEŞİKTEKİ KEDİ

BEŞİKTEKİ KEDİ Çocuğum geçen gün doğdu; Dünyaya normal yolla geldi. Fakat yakalanacak uçaklar ve ödenecek faturalar vardı; Yürümeyi ben uzaktayken öğrendi. Ve ben farkına varamadan konuşmaya başladı, Ve büyüdükçe şöyle dedi, Senin gibi olacağım baba, Biliyorsun senin gibi olacağım. Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, Mavi küçük oğlan ve aydaki adam. "Eve ne zaman geleceksin baba?" "Ne zaman olur bilmiyorum, Fakat geldiğimde görüşürüz; Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz". Oğlum geçen gün on yaşına girdi; " Top için teşekkürler baba" dedi; " Gel oynayalım. Bana nasıl vuracağımı öğretir misin?" "Bugün olmaz " dedim, " Yapacağım bir çok şey var". " Problem değil" dedi, Ve yürüyüp gitti, Fakat gülümseyişi hiç bir zaman sönükleşmedi, " Onun gibi olacağım, Biliyorsun onun gibi olacağım" dedi. Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, Mavi küçük oğlan ve aydaki adam. " Eve ne zaman geleceksin baba?" " Ne zaman olur bilmiyorum , Fakat geldiğimde görüşürüz; Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz". Bir önceki gün okuldan geldiğinde; Ona söylemek istedim, " Oğlum seninle gurur duyuyorum, biraz yanıma oturur musun ?" Kafasını salladı ve gülümseyerek, " Asıl istediğim şey, baba, arabanın anahtarlarını ödünç almak; Seni sonra görürüm, verir misin lütfen?" dedi. Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, Mavi küçük oğlan ve aydaki adam. " Eve ne zaman geleceksin baba?" " Ne zaman olur bilmiyorum , Fakat geldiğimde görüşürüz; Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz". Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı; Geçen gün onu aradım. "Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum" dedim. "İsterdim baba, eğer zaman bulabilirsem" dedi. "Biliyorsun yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle, Fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba... Devamı

26 01 2007

SEN AĞLAMA!

Devamı

26 01 2007

AİLEME MEKTUPLAR BU DA BABALAR İÇİN

    BU GECE SENİN KADAR HİÇBİRŞEY BENİ İLGİLENDİRMİYOR OĞLUM         Dinle oğlum,       Sen uyurken düşündüklerimi yine sen uyurken yazıyorum.     Usulcacık odana gitmiştim. Minicik ellerinden biri yanağının üzerinde kıvrılmış terleyen alnına düşen sarı kaküllerin ıslanmıştı. Pembeleşmiş, melekleşmiş yüzüne bakıyordum. Demin gazete okurken içimde doğan pişmanlık rüzgarı ile yatağının kenarına sürüklenmiştim.Suçlu suçlu seni seyrediyordum. Ağlayacak gibiydim oğlum.     Sana kızmıştım. Okula gitmek üzere hazırlanırken yüzünü iyi yıkamadığın için seni azarlamıştım. Eşyalarını yere attığın için sana şiddetle bağırmıştım. Kahvaltı sofrasında da sana bir sürü kabahat bulmuştum. Yemeklerini üstüne döküyordun. Dirseklerini masaya dayıyordun. Lokmalarını iyi çiğnemeden yutuyordun. Ekmeğine fazla yağ sürüyordun.       Sen okuluna ben işime gitmek üzere evden çıktığımız zaman elini sallayıp bana 'güle güle babacığım' dediğinde ben yine kaşlarımı çatıp 'Omuzlarını dik tut' diye seni azarladım:    Bu sertliğim akşam üzeride devam etti. Eve doğru yürürken seni dizlerini yere dayamış misket oynarken gördüm. Çoraplarında yırtılmıştı. Seni önüme katıp eve getirerek arkadaşlarına mahcup ettim. Ve sana 'Çoraplar pahalı! Kendin alsaydın daha dikkatli olurdun.' diyerek çıkıştım: Düşün oğlum. Bunları söyleyen yapan bir babadır.       Daha sonra çalışma odamda gazetemi okurken sessizce yanıma geldiğini hatırlıyorsun değil mi? Gözlerinde mahzun bir ifade vardı. Sen karşımda tereddüt içinde dururken, rahatsız edilmiş bir insan edası ile ' Ne istiyorsun!' diye sana bağırmıştım. Sen hiçbirşey söylemeden atıldın ve kollarını boynuma doladın. Ve beni öptün.       Yaratıcının kalbine verdiği; ilgisizliğimin, sertliğimin bile söndüremediği sevginin kuvveti ile kollarını boynumda sıktın. Sonr... Devamı